Adwords

SEO Hizmeti Alırken Kandırılmamak İçin Bilinmesi Gerekenler

 

Arama motoru optimizasyonu, sonucu gecikmeli görünen ve süreci dışarıdan izlemesi zor bir hizmet. Bu iki özellik, alanı hem gerçek uzmanların hem de sonuç üretmeden fatura kesenlerin bir arada bulunduğu bir pazara dönüştürmüş durumda. İşletme sahibinin kendini koruması için teknik uzman olmasına gerek yok; birkaç temel kontrol yeterli.

 

Vaat edilen şeye dikkat

 

En net uyarı işareti, sıralama garantisi. Arama motorlarının sıralama algoritması hiçbir hizmet sağlayıcının kontrolünde değil ve düzenli olarak güncelleniyor. "Bir ayda birinci sıra" ya da "garantili ilk sayfa" ifadeleri, ya çok düşük rekabetli terimlerde veriliyor ya da riskli yöntemlere işaret ediyor.

 

İkinci uyarı işareti, hangi kelimeler için çalışılacağının belirsiz bırakılması. Sözleşmede hedef terimler yazmıyorsa, ay sonunda "şu kelimede yükseldik" denilerek hiç kimsenin aramadığı bir terim gösterilebiliyor. Hedef terimler baştan yazılı olmalı ve her birinin aylık arama hacmi belirtilmeli.

 

İlk ay ne yapılmalı?

 

Sağlıklı bir çalışmanın ilk ayı neredeyse tamamen tespit ve düzeltmeye ayrılır. Sitenin teknik taraması yapılır, bozuk bağlantılar ve yönlendirme hataları bulunur, sayfa hızları ölçülür, mobil uyum kontrol edilir, başlık ve açıklama etiketleri gözden geçirilir. Bu çalışmanın çıktısı yazılı bir rapor olmalı.

 

İlk aydan itibaren "sıralama yükseldi" raporu geliyorsa temkinli olmak gerekiyor. Teknik düzeltmelerin etkisi genellikle ikinci aydan sonra görünmeye başlar. Erken gelen yükselişler çoğu zaman zaten var olan ama ölçülmemiş bir konumun raporlanmasından ibaret.

 

Raporda ne aranmalı?

 

·         Hangi terimde kaçıncı sıradan kaçıncı sıraya geçildiği, önceki ayla karşılaştırmalı

 

·         Arama motorundan gelen ziyaretçi sayısı ve bunun önceki dönemle farkı

 

·         Siteden gelen form, telefon ve mesaj sayısı — asıl ölçü bu

 

·         O ay hangi sayfalarda somut olarak ne değiştirildiği

 

·         Bir sonraki ay yapılacak işlerin listesi

 

Yalnızca grafik ve genel ifadelerden oluşan raporlar bilgi taşımıyor. "Görünürlük arttı" cümlesi tek başına hiçbir şey ifade etmez; hangi terimde, kaç sıra, ne kadar trafik karşılığı olduğu yazılmalı. Bu detay verilemiyorsa çalışmanın kendisi de büyük ihtimalle o detayda yapılmıyor.

 

Riskli yöntemler nelerdir?

 

Kısa sürede sonuç vaat eden çalışmalarda sıkça karşılaşılan yöntemler var: toplu satın alınmış bağlantılar, otomatik üretilmiş içerik, gizlenmiş anahtar kelime yığınları, kullanıcıya ve arama motoruna farklı sayfa gösterilmesi. Bunların tamamı arama motoru kurallarına aykırı.

 

Bu yöntemlerin sorunu yalnızca etik değil, pratik. Tespit edildiğinde uygulanan yaptırım, sitenin belirli terimlerde geri düşmesinden tamamen arama sonuçlarından çıkarılmasına kadar gidebiliyor. Bu durumdan çıkmak, hiç başlamamış olmaktan aylarca daha uzun sürüyor ve bazı durumlarda tam olarak geri dönülemiyor.

 

Ciddi çalışan bir SEO ajansı bu nedenle ne yaptığını açıkça anlatır. Hangi bağlantının nereden geldiği, içeriğin kim tarafından yazıldığı ve hangi teknik müdahalenin yapıldığı sorulduğunda net cevap alınamıyorsa, çalışmanın içeriği sorgulanmalı.

 

Erişim ve mülkiyet meselesi

 

Çalışma başlarken arama konsolu ve analiz hesapları işletmenin kendi e-posta adresiyle açılmalı, hizmet sağlayıcıya kullanıcı olarak erişim verilmeli. Tersi yapıldığında, iş ilişkisi bittiğinde yıllarca biriken veri geride kalıyor.

 

Aynı şey üretilen içerik için de geçerli. Sözleşmede içeriğin telif hakkının işletmeye geçtiği yazılı olmalı. Aksi halde iş bitiminde sitedeki yazıların kaldırılması talep edilebiliyor ve bu, o sayfaların kazandığı tüm görünürlüğün kaybı anlamına geliyor.

 

Ne kadar sürede sonuç beklenmeli?

 

Gerçekçi takvim şöyle işliyor: teknik düzeltmelerin etkisi bir ile üç ay, yeni içeriklerin konum kazanması iki ile dört ay, rekabetin yoğun olduğu terimlerde ilk sayfaya çıkış altı ay ve üzeri. Sektöre, sitenin yaşına ve mevcut durumuna göre bu süreler değişiyor.

 

Bu nedenle üç aydan kısa sözleşmeler genellikle iki taraf için de verimsiz. Üç ayda ancak temel düzeltmeler tamamlanıyor ve asıl kazanç sonraki aylarda geliyor. Kısa süreli anlaşmalarda hizmet sağlayıcı da hızlı görünen ama kalıcı olmayan yöntemlere yönelme baskısı hissediyor.

 

Bütçe nasıl belirlenmeli?

 

Doğru bütçe, hedeflenen terimlerin rekabet yoğunluğuna göre değişiyor. Yerel bir hizmet işletmesi için gereken çalışma ile ulusal ölçekte satış yapan bir mağazanın ihtiyacı arasında ciddi fark var. Karar için pratik bir ölçü: hedef terimlerde reklam vererek aynı trafiği almanın aylık maliyeti hesaplanır, organik çalışmanın bütçesi bunun altında kalıyorsa yatırım mantıklı.

 

Teknik altyapı, içerik üretimi ve yerel görünürlük çalışmalarını birlikte yürüten Majesty Ajans gibi ekiplerle çalışıldığında bu hesap daha kolay kuruluyor, çünkü reklam ve organik taraf aynı veriyle yönetiliyor. Ayrı ayrı yürütülen çalışmalarda hangi kanalın ne getirdiği çoğu zaman ayrıştırılamıyor.

 

İçerik üretimi kimin işi?

 

Sözleşmelerde en çok belirsiz bırakılan kalem içerik. Hizmet sağlayıcı "içerik önerisi verir" diyor, işletme ise metinlerin yazılacağını anlıyor. Ay sonunda ne yazıldığı ne yayınlandığı ortaya çıkıyor ve çalışma yerinde sayıyor.

 

Bu kalem baştan netleştirilmeli: ayda kaç yazı üretilecek, kaç kelime olacak, kim yazacak, kim onaylayacak ve kim yayınlayacak. İşletmenin kendi ekibi yazacaksa, konu listesi ve yazım rehberi hizmet sağlayıcıdan gelmeli. Dışarıdan yazılacaksa, sektöre hâkim bir yazarın çalıştığından emin olunmalı — teknik doğruluğu olmayan içerik, arama motorunda konum alsa bile okuyucuyu ikna etmiyor.

 

İçeriğin onay süreci de tanımlanmalı. Onay bekleyen yazılar haftalarca beklediğinde takvim kayıyor ve çalışmanın ritmi bozuluyor. Pratik çözüm, ayın başında konu listesinin toplu onaylanması ve sonrasında yazıların doğrudan yayına girmesi.

 

Rakip analizi neyi gösterir?

 

Çalışmanın başında yapılması gereken işlerden biri, aynı terimlerde ilk sayfada yer alan sitelerin incelenmesi. Bu inceleme hedefin gerçekçi olup olmadığını gösteriyor: ilk sayfadaki siteler on yıllık ve binlerce sayfalıysa, yeni bir siteyle o terime altı ayda çıkmak beklenmemeli.

 

Analiz aynı zamanda fırsat da gösteriyor. İlk sayfadaki sayfaların içerikleri yüzeyselse, mobilde yavaş açılıyorsa ya da soruyu tam yanıtlamıyorsa, daha iyi bir sayfayla o alana girmek mümkün. Bu değerlendirme, hangi terimlere yatırım yapılacağını belirlemenin en pratik yolu ve teknik araç gerektirmiyor — terimi aratıp ilk on sonucu açmak yeterli.

 

Sonuç alınamadığında ne yapılmalı?

 

Altı ay geçmiş ve anlamlı bir iyileşme yoksa, sözleşmeyi hemen sonlandırmadan önce bakılması gereken birkaç şey var. Birincisi hedef terimlerin gerçekçi seçilip seçilmediği: çok yüksek rekabetli bir terimde altı ay yeterli olmayabiliyor. İkincisi sitenin teknik durumu — altyapı sorunları çözülmemişse yapılan içerik çalışması karşılığını vermiyor.

 

Üçüncüsü ve en sık atlananı, işletmenin kendi üzerine düşen kısmı yapıp yapmadığı. Talep edilen bilgiler zamanında verilmemiş, onaylar gecikmiş ya da teknik değişiklikler için site erişimi sağlanmamışsa, sorumluluk tek taraflı değil. Bu üç başlık dürüstçe değerlendirildiğinde, sorunun nerede olduğu genellikle netleşiyor.

 

Özetle bu hizmeti alırken korunmanın yolu teknik bilgi değil, doğru soruları sormak ve cevapları yazılı istemek. Net cevap veren bir sağlayıcıyla çalışmak, en ucuz teklifi seçmekten çok daha az maliyetli çıkıyor.