| Michael Jackson
|  | Michael Jackson Tam adı Michael Joseph Jackson olan dünyanın en ünlü pop şarkıcısı Michael Jackson, 29 Ağustos 1958'de Amerika'nın Indiana kentinde dünyaya geldi. Birbirinden yetenekli kardeşleriyle birlikte olduğu "Jackson 5"ın en küçük üyesi olan Michael Jackson, 70'lerin en popüler şarkıcı starlarından biri; yalnızkense 80'lerin en büyük pop starıydı.
Michael Jackson, Jackson 5'dayken belki de tek ilgi odağıydı. 11 yaşındayken Motown etiketiyle tek başına çıkış yaptığı zaman kazandığı başarı inanılmazdı; ardı ardına gelen dört, bir numara hit'lerinden ilki 'I Want You Back' ile solo bir sanatçı olarak göze batmaya başladı ve asıl başarısını 1971'deki 'Got to Be There' ile yakaladı. Ardından 1972 tarihli yenilenmiş 'Rockin' Robin' ve 'Ben' geldi.
Michael Jackson ve Jackson 5, 70'lerin başında düşüşe geçti, grup Epic'e geçti. Jackson geçici olarak solo kariyerini iptal ederek ismi "Jacksons" olarak değişen grubun liderliğine soyundu. Grup kendi birikimi ve materyalini kullanarak eski popülerliğini kısa sürede kazandı. Jackson 1979 solo kariyerine hislice söylenmiş, olgun dans şarkıları derlemeleri 'Off the Wall' ile geri döndü; 'She's Out of My Life', 'Don't Stop 'til You Get Enough'. Bu çalışmalar daha önceki grup ve solo çalışmalarını da geride bırakıp dört tane bir numara hit'i çıkarttı.
Jackson, tekrar Jacksons'la kayıt yapmaya ve turneye çıkmaya başladı, ancak bir sonraki solo albümü 1982'deki 'Thriller' müzikal bir fenomen oldu. Tüm zamanların en büyük albümlerinden biri olan albüm; sadece Amerika'da 20 milyon sattı ve yedi Top 10 hit'i çıkardı. Açıkça Jackson kendi kardeşlerini geçmişti, ama onlarla bir albüm daha yaptı ve 1984'te turneye çıktı.
Bir sonraki albümü 'Bad' 1987 yılında çıktı. Amerika'da altı milyon satan albümün çıkışının hemen ardından Jackson, albümü destekleyen bir dünya turnesine çıktı. Albümden çıkan yedi single'dan altısı Top 10 hit'i olurken bunlardan sadece beş tanesi bir numaraya kadar yükselebildi.
1991'de Michael Jackson büyük bir reklam / tanıtım kampanyasıyla gelen 'Dangerous'la geri döndü. 1992 yılının ortalarına doğru yaklaşık dört milyon satan albümden 'Black and White', 'Remember the Time', 'In the Closet' ve 'Jam' gibi hit'ler çıktı. Jackson, bu albümün arkasından ikinci dünya turuna çıktı. 1992'de Avrupa'da başlayan turne 1993 yılına kadar sürdü. Hakkınca onlarca kirli dedikodu çıkmasına rağmen Jackson'ın kariyeri hep temiz kaldı. 1993'e kadar imajında büyük hasarlar oldu. Jackson çocuk taciziyle suçlandı, ancak tüm iddiaları reddeden Jackson, 1994'e kadar tüm bu davalardan kurtulamadı.
Mahkemenin ardından 1994'te 'History' üzerine çalışmalarına başlayan Jackson, 20 Haziran 1995 günü bir yeni albüm, bir de greatest hits'ten oluşan derlemeyi piyasaya dürdü. Yine aynı yıl, Mayıs 1994'te gelmiş geçmiş en ünlü rock efsanesi kabul edilen Elvis Presley'nin kızı Lisa Marie Presley ile evlenen Jackson, bu evliliğini ancak 19 ay sürdürebildi ve çift, 1996 yılının başında ayrıldı.
1996 yılında 'History' adlı albümünün tanıtımı için dünya turnesine Jackson, 1997 yılında da konserlerine devam etti. Bu sırada ''Blood on the Dancefloor - HIStory in the Mix' adlı albümünü piyasaya sürdü ve bu kasette 5 yeni şarkı ve 8 remix yer aldı. Albüm kısa sürede Avrupa'da 1 numara oldu ve en çok satan remix albümü oldu. Çocuk taciz suçlamaları ve bu taciz suçlamalarındaki medyanın yoğun baskısı, Debbie Rowe ile sürpriz ikinci evliliği yapması bile onun, hayranlarının kalbindeki "Pop'un Kralı" unvanını yok edemedi.
2001 yılında otuzuncu sanat yılını kutlayan Jackson, yine aynı yıl, uzun süren sessizliğini 'Invincible' adlı albümüyle bozdu. Fakat Jackson'un bu albümü dünya çapında eski albümlerine göre pek beğenilmedi. Jackson, evlat edindiği 2 çocuğuyla birlikte hayatına ve stüdyo çalışmalarına devam etmektedir.
Kaynaklar
mtv.com studyoimge.com |  | Anthony Quinn PERDENİN ZORBA'sı, bir tür ilkel toprak ve doğa adamının en görkemli sinemasal yansıması... Köylüden ihtilalciye, ressamdan büyücüye, boksörden boğa güreşçisine, gangsterden kovboya her rolü kendi kişiliğini katarak oynayabilen, aynı kolaylıkla Onassis, Notre Dame'ın kamburu, Gauguin, Papa veya Hazret-i Hamza olabilen ve 60 yıllık mesleğine 100 film sığdıran büyük oyuncu...
Meksika'da Chiuhaha kasabasında doğduğu kesin... Annesinin Meksikalı, babasının
İrlandalı olduğu da... Ancak mesleklere gelince çelişkili bilgiler var. Annesinin Pancho Villa'nın yanında savaşmış sert bir kadın, bir `soldadera' olduğu söylenir. Babası ise bir söylentiye göre bir kameraman, bir diğerine göreyse mevsimlik işçi olarak işe başlayıp sonradan Hollywood'un ilk günlerinde bir hayvanat bahçesi kuran bir serüvencidir. Karmaşık kökenleri ve Latin/Anglo-Sakson karışımı kanı, onun ilerde hemen her ırktan ve kökenden kişilikleri rahatlıkla oynamasını sağlayacaktır. Quinn, gerçek ve eksiksiz bir dünya vatandaşıdır.
İlk gençliğinde boğa güreşine merak sarar, arenaya çıkar. Sonra 1936'da sinemaya adım atar. İlk filmlerindeki çok küçük rollerini, zaman içinde büyük rollere çevirir!... Ama bu Meksikalı, kızılderili veya gangster rolleri, ona şöhretin yolunu açacak gibi değildir. O yıllardaki asıl başarısı, 1936'da The Plainsman -Ovalar Kaplanı, iki yıl sonra The Buccaneer - Korsan, ertesi yıl da Union Pasific- Pasifik Ekspresi filmlerinde rol aldığı ünlü yönetmen Cecil B. de Mille'in evlat edindiği kızı Katharine de Mille'in kalbini çalarak onunla evlenmesidir. Ama bu bile, 1930'ların sonlarında Quinn'e bekledigi ünü getirmeyecektir.
Savaş yıllarında Paramount'tan ayrılıp Warner Bros ve FOX'la çalışır. Rollerinin önemi çok yavaş biçimde artmaktadır. Sert, giderek çirkin fiziğinin ardında saklı o müthiş dinamizmi henüz bilinmediği için, yönetmenler ona önemli rolleri lâyık görmezler. Blood and Sand - Kanlı Meydan, They Died with their Boots On - Sayılı Kahramanlar, The Oxbow İncident- Oxbow Olayı, Buffalo Bill gibi filmlerde hep asıl kahramanın yanıbaşındaki adam veya adamlardan biridir. Sayılı Kahramanlar'da kızılderili şef Crazy Horse veya Bataan'a Dönüş'teki Filipinli savaşçı rollerine aynı inandırıcılığı katabilmektedir.
Sinemadan beklediğini bulamayan Quinn, Broadway'e yönelir, orda "İhtiras Tramvayı" oyununda Marlon Brando'nun yerini alarak eşit düzeyde başarı kazanır. 1951'de üç yıllık bir ayrılıktan sonra Hollywood'a döndüğünde şansı artmış gibidir. Robert Rossen ın şaşırtıcı boğa güreşi filmi The Brave Bulls - Kanlı Kılıç'ta başarı kazanır. Hemen ardından, Meksika kökenlerini hatırlayan Elia Kazan tarafından Viva Zapata'da Marlon Brando/Zapata'nın kardeşini oynamak için seçilir. İki oyuncu da Oscar adayı olarak, Broadway'deki rekabetlerini sürdürürler. (Zaten sette de pek anlaşamadıkları hem Kazan'ın, hem de Brando'nun anılarında yazlıdır.)
Bu ilk raundu Quinn kazanır, yardımcı oyuncu olarak heykelciği kucaklar. Dört yıl sonra da Minnelli'nin Lust for Life - Ölmeyen İnsanlar'ındaki Gauguin rolüyle ikinci yardımcı oyuncu Oscar'ını alacaktır. Ancak Brando, sonraları iki baş oyuncu Oscar'ıyla elbette bu yarışı önde bitirir.
İlk Oscar'ı Quinn'in şansını artırır. Art arda Ride Wayuero - İki Aşk Arasında, Blowing Wild - Müthiş Mücadele gibi gösterişli western'lerde Robert Taylor, Ava Gardner, Gary Cooper, Barbara Stanwyck gibi starlarla ve eşit düzeyde rollerde oynar. Avrupa sinemasının ilgisini çeker. Fellini'nin ilk büyük filmi La-Strada -Sonsuz Sokaklar'da nefes kesici bir Zampano olur. Küçücük, bebek kadın Gelsomina'ya tutulan gezginci, dev gösteri adamı... İtalya'da çevrilen bir Hun İmparatoru Attila'da Attila olur, uluslararası yapım Ulysses - Kral Ülis'in Maceraları'nda ise kralın en yakın arkadaşı...
Fransız yapımı bir Notre Dame' ın Kamburu'nda Gina Lollobrigida'nın oynadığı Esmeralda'ya vurulan kambur Quasimodo olur. Yeniden Hollywood'a dönüp Lust for Life - Ölmeyen İnsanlar'la ikinci Oscar'ını alır. O artık büyük bir yıldız ve uluslararası bir stardır...
Quinn bundan sonra, o ünlü etnik portreler galerisini açar. Wild is the Wind - Vahşi Aşk'ta Anna Magnani, Hot Spell'de Shirley Booth, Black Orchid - Siyah Orkide'de Sophia Loren'in karşısında hep İtalyan kökenlileri oynar. Last Train from Gun Hill - Kan Davasının Sonu, Warlock - Korkunç Mücadele; Hellen in Pink Tights- Korkunç Kumpanya gibi klâsikleşen western'lerde, bu türün kalıplarını aşan incelikli kişilikler çizer. Kayınpederi De Mille'in hastalanması üzerine onun başladığı The Buccaneer - Karsan filmini (ikinci çevrim) yönetmen olarak tamamlar. (Bu alandaki tek denemesi.) 1960'larda, Nicholas Ray'in The Savage İnnocents-Vahşi Masumlar'ında Eskimo olur!...
Arabistanlı Lawrence'in Bedevi şeyhi, Barabbas'ın Barabbas'ı, Zorba the Greek - Zorba'nın Yunanlı ermiş Zorba'sı hep odur. Cacoyannis'in filminde bu ünlü Nikos Kazancakis kahramanına, yaşam sevgisi, Akdeniz felsefesi, sirtaki adımları ve uzo tutkusuyla karışık müthiş bir canlılık getirir ve son Oscar adaylığını kazanır. Bu rol onun sağduyulu, ayakları yere basan, ama aynı ölçüde hülyalı ve duygusal toprak adamları kimliğinin zirvesidir. Artık daha öteye gitmesi nerdeyse olanaksızdır.
Nitekim gidemez de... Ama hep dener. Daha iyisini değilse de farklısını, özgün ve yeni olanını yapmak için uğraşır. The Guns of Navarone - Navaron'un Topları, Lost Command-Zafer Yolları, The Twenty Fifth Hour- Yirmibeşinci Saat, The Rover-Maceralar Beldesi, The Magus-Büyücü, The Marseilles Contrad -Ölüm Anlaşması gibi uluslararası yapımlarda oynar. İsviçreli yazar Frederich Durrenmatt'tan uyarlanan The Visit-Ziyaret'te (1963) eşlik ettiği İngrid Bergman'ı beş yıl sonra A Walk in the Spring Rain - Bahar Yağmuru'nda yeniden bulur.
Anna Magnani ile yeniden karşılaşması ise Stanley Kramer'ın The Secret of Santa Vittoria - Kasabanın Sırrı'nda gerçekleşir. Baba'nın açtığı furyada, The Don is Dead - Baba Öldü'de kendi Corleone'sini yaratırken, The Shoes of the Fisherman'da Papa, The Message - Çağrı'da Hazreti-i Muhammed'in dava ve inanç dostu Hamza, The Greek Tycon -Akdenizli'de armatör Onassis olur.
70'lerdeki filmleri gösterişli, ama koftur. 80'lerde ise hep eski başarılarını yineler gibidir. Lion of the Desert - Çöl Aslanı, Çağrı'nın başarısını yinelemek isteyen Mustafa Akkad'ın kotardığı bir İslam usulü üstün yapım, The Richest Man in the World, yine Onassis'i oynadığı bir TV dizisidir. 90'lara ise The Revenge-İntikam, Ghosts Can't Do It - Hayaletler Beceremez gibi gerçek facialarla girer. Acaba en küçük bir seçme duygusu kalmamışçasına bunamış mıdır? Üç eşinden olan toplam sekiz çocuğuna bakmak için paraya bu derece gereksinmesi mi vardır? Yoksa hep hayalini kurduğu (ve sonunda gerçekleştiremediği) bir Picasso'nun hayatı projesi için sermaye mi toplamaya çalışmaktadır?
Ancak Quinn, tükenmiş değildir. Nitekim son yıllarda kimi genç ve özgün yönetmenlerin filmlerinde küçük, ama çarpıcı roller almayı ve bu filmlere değer katmayı sürdürür. Spike Lee'nin Jungle Fever, John McTiernan'ın The Last Action Hero - Son Muhtefem Kahraman, Alexander Rockwell'in Somebody to Love -Sevecek Biri ya da Alfonso Arau'nun A Walk in the Clouds - Bulutlarda Yürüyüş filmleri gibi... 1980'lerin ortalarında yeniden Broadway'e dönmüş ve yıllar sonra Zorba karakterini sahnede canlandırmıştır. Bir aralar plâk dolduran ve "I Love You, You Love Me' adlı parçasını listelere sokan da odur.
O, sinemadaki 60 yılı aşan çabasından henüz yorulmamış, enerjisini 85'e yaklaşan yaşına rağmen tüketmemiş bir sinema adamı, doğuştan bir oyuncu, mesleğini sonuna dek götürecek bir profesyoneldir. Bir zamanlar "benim sadece kızılderili oynayabileceğimi sanıyorlar," diye tepki gösteren genç ve öfkeli aktör, artık bir dünya oyuncusuna ve bir beyazperde efsanesine dönüşmüştür. İslamiyet'in doğuşunu anlatan "Çağrı" filminde Hz. Hamza rolünü oynayan Quinn, Türk izleyicilerin gönlünde taht kurmuştu. Özyaşamını daha 1972'de, "The Original Sin-İlk Günah" adıyla yayınlayan Quinn'in günümüzde bu kitabı yeniden ele alıp birçok bölüm eklemesi gerekecektir!...
02 Haziran 2001 tarihinde ABD'nin Boston kentindeki bir hastanede tedavi gören Quinn solunum yetersizliğinden hayatını kaybetti. 86 yaşında hayata gözlerini yuman Athony Quinn ile ilgili tedavi gördüğü Brigham and Women's Hastanesi'nde ayrıntılı açıklama yapılmadı. Bir hastane yetkilisi sadece Quinn'in 09:30'da öldüğünü belirtmekle yetindi. Bir süredir hastanede tedavi gören ünlü aktörün yakın arkadaşı, Rhode İsland eyaleti Providence kenti Belediye Başkanı Vincent Buddy Cianci, Quin'in solunum yetmezliğinden öldüğünü kaydetti. |  | Ronaldinho
Ronaldinho Gaucho
Kişisel Bilgiler
Tam adı:
Ronaldinho Gaucho De Assis Moreira
Doğum tarihi:
21 Mart 1980
Doğum yeri:
Porto Alegre, Brezilya
Boyu:
1.81
Takma adı:
Ronaldinho
Ronaldinho Gaúcho
Ronnie
El Maestro
Ronaldenho
Mevkii:
Sağ-Sol Açık, Forvet Arkası
Kulüp Bilgileri
Bulunduğu kulüp:
Barcelona
Numarası:
10
Altyapı Kariyeri
1997-1998
Grêmio
Profesyonel Kariyeri
Yıl
Kulüp
Maç (gol)
1998â€"2001
2001â€"2003
2003-2008
Grêmio
Paris SG
Barcelona
36 (13)[1]
55 (22)
178 (87)[2]
Milli Takım Kariyeri
1999â€"
Brezilya
80 (32)
Son güncelleme:
1 Ocak 2008
Ronaldo de Assis Moreira (d. 21 Mart 1980), Brezilya doğumlu futbolcu. Daha çok Ronaldinho veya Ronaldinho Gaücho adlarıyla bilinir. Ronaldinho, Portekizce'de "Küçük Ronaldo" anlamına gelir. Bu lakabın sebebi ise Ronaldinho'nun küçük yaşlarda (o sırada Inter Milan'da oynayan) Ronaldo'ya duyduğu hayranlıktır. Gaücho ise Brezilya'nın güneyindeki Rio Grande do Sul bölgesinde bazı futbolculara takılan, "mutlu" anlamında bir lakaptır.
21 Mart 1980 tarihinde Brezilya'nın Porto Alegre şehrinde doğdu. Fakir bir ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Baba Joao Da Silva Moreira bir havuz kazasıyla öldüğünde Ronaldinho 8 yaşındaydı. Aile geçimini Ronaldinho'nun ağabeyi Assis'in futboldan kazandıklarıyla sağlamaktaydı. Ülkenin yarısından fazlasının fakirlik çektiği Brezilya'da hemen hemen her çocuğun kurtuluş yolu olarak görülen futbol Ronaldinho için de bir hedefti. İlk idolü ve hocası da Assis oldu.
Konu başlıkları
- 1 Paris Saint Germain Yılları
- 2 FC Barcelona yılları
- 3 Milli Takım Kariyeri
- 4 Başarıları
- 5 Dış bağlantılar
- 6 Notlar
//
Paris Saint Germain Yılları
Ronaldinho, 2000-2001 sezonu boyunca birçok Avrupa kulübünün ve menejerin dikkatini çekti. Gremio kendisine gelen her astronomik teklifi geri çevirdi. Tekliflerin 75 Milyon Euro'ya kadar çıktığı iddia ediliyordu. Bu futbola kayıtsız kalamayan Luis Fernandez, Ronaldinho'yu Paris Saint Germain'e getirmek için ısrarlı davrandı. SUPHİ menajerliğini yapan Assis sonunda PSG'ye evet dedi ve 2001 yılında 5 yıllık bir anlaşmaya imza attı. İki takım arasında bonservis bedeli konusunda çıkan anlaşmazlık sonucu olay hukuki alana taşındı ve Ronaldinho 6 ay futboldan uzak kaldı. Sonunda 4,5 milyon dolarlık bonservis bedeli tespit edildi ve Ronaldinho tekrar futbola döndü.
PSG'deki ilk yılı pek de parlak geçmedi. Özellikle Paris gecelerine düşkünlüğü yüzünden zamanın teknik direktörü Luis Fernandez ile araları açıldı ve bir daha da yıldızları barışmadı. İlk yılında 28 maç oynadı ve 9 gol attı. Fakat 2002 yılında biraz da olda adaptasyon sorununu atlatmış göründü. Oysa PSG'deki sıkıntısı sürüyordu, daha büyük bir takıma gitmek istediğini açık açık söyledi. Fakat sözleşmesi yüzünden zorunlu olarak takımında kaldı. 2003 yılında, PSG Avrupa Kupaları'na katılma hakkı kazanamayınca sözleşmesindeki madde uyarınca Ronaldinho'yu satış listesine koymak zorunda kaldı. Ve sonrasında FC Barcelona'ya transferi gerçekleşti.
FC Barcelona yılları
Beckham'ı FC Barcelona'ya getireceği vaadiyle başkan olan Joan Laporta, bu transfer denemesinde başarısız olmuş, üstelik Beckham ezeli rakip Real Madrid'e kaptırılmıştı. Barcelona ise bu oyuncunun yerine 19 Temmuz 2003 tarihinde, 21.250.000 Euro bonservis bedeliyle transferi tamamladı.
Barcelona'daki ilk maçına 27 Temmuz 2003 tarihinde çıktı. İlk maçından itibaren, PSG günlerinin tersine çok istekli, çok mücadeleci ve çok başarılı bir futbol ortaya koydu, her geçen gün de futbolunu geliştirdi. İlk senesinde Barcelona La Liga'yı ikinci bitirdi. Ronaldinho 32 maçta 15 gol atmıştı. Çok istediği İspanya lig şampiyonluğunu ise ikinci senesi olan 2004-2005 sezonunda ulaşabildi. Bu sırada en büyük hedefinin Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak olduğunu söyleyen Ronaldinho, bu amacına da 2005-2006 sezonunun sonunda ulaşmıştır.
İsviçre'ye karşı oynarken
Milli Takım Kariyeri
1998 yılında Wanderley Luxemburgo tarafından Amerika Kupası için milli takıma çağrılan Ronaldinho ilk milli maçını da 26 Haziran 1999 tarihinde bu turnuvada Letonya'ya karşı oynadı. Milli forma altında attığı ilk gol ise yine aynı tunuvada Venezuela'ya attığı goldü. Ronaldinho, Brezilya Milli Futbol Takımı'nda 11 numaraydı.
2001-2002 yılında futboldan uzak kaldığı 6 ay yüzünden 2002 Dünya Kupası için Brezilya Milli Futbol Takımı'na alınmayacağı düşünülüyordu. Fakat dönemin teknik direktörü Felipe Scolari beklentileri boşa çıkardı. Ronaldinho oynadığı futbol ve attığı iki gol ile Scolari'nin seçiminin ne kadar doğru olduğunu gösterdi.
Başarıları
2002 Dünya Kupası
2005 Konfederasyon Kupası
2003-2004, 2004-2005 (yılın futbolcusu)
2006 Ballon d'or
Dış bağlantılar
Notlar
^ GFDB
^ ESPN
Brezilya Milli Futbol Takımı Kadrosu - 2006 FIFA Dünya Kupası Çeyrek Final
1 Dida | 2 Cafu | 3 Lúcio | 4 Juan | 5 Emerson | 6 Roberto Carlos | 7 Adriano | 8 Kaká | 9 Ronaldo | 10 Ronaldinho | 11 Zé Roberto | 12 Rogério Ceni | 13 Cicinho | 14 Luisão | 15 Cris | 16 Gilberto | 17 Gilberto Silva | 18 Mineiro | 19 Juninho | 20 Ricardinho | 21 Fred | 22 Júlio César | 23 Robinho | Teknik Direktör Parreira
Brezilya Milli Futbol Takımı Kadrosu - 2002 FIFA Dünya Kupası Şampiyonu
1 Marcos | 2 Cafu | 3 Lúcio | 4 Roque Júnior | 5 EdmÃlson | 6 Roberto Carlos | 7 Ricardinho | 8 Gilberto Silva | 9 Ronaldo | 10 Rivaldo | 11 Ronaldinho | 12 Dida | 13 Belletti | 14 Anderson Polga | 15 Kléberson | 16 Júnior | 17 DenÃlson | 18 Vampeta | 19 Juninho | 20 EdÃlson | 21 Luizão | 22 Rogério Ceni | 23 Kaká | Teknik Direktör Scolari
Spor Portalı â€" Vikipedi'deki spor ile ilgili diğer maddelere ulaşın.
| | Cousteau
The name Cousteau can refer to:
- Jacques-Yves Cousteau, a famous underwater explorer who invented the aqua-lung
- Jean-Michel Cousteau, a son of Jacques-Yves Cousteau
- Philippe Cousteau, another son
- Fabien Cousteau, a grandson
- Philippe Cousteau Jr., another grandson
- Cousteau (band), a British band
This disambiguation page lists articles associated with the same title. If an internal link led you here, you may wish to change the link to point directly to the intended article.
|
|